in ,

BU AVANTAYI KİM BIRAKIR Kİ ?. KUR VAKFI DÖN KÖŞEYİ.

BU AVANTAYI KİM BIRAKIR Kİ ?. KUR VAKFI DÖN KÖŞEYİ.

Süleyman Güdül

İmamoğlu geldi de İstanbullu nasıl soyulduğunu gördü. İstanbullunun hakkı, hiç hak etmeyenler tarafından, yıllarca din iman sözleri altında nasıl gasp edilmiş olduğunu,  İstanbullu 17 yılın sonunda gördü.  Artık İstanbullu hakkını yiyenlerden hesap sormanın peşinde.  Çekirge misali, bir sıçradılar, iki sıçradılar sonunda yakayı ele verdiler.

Buz dağının görünen kısmı bu kadarsa, acaba görünmeyen kısmı ne kadardır. İşte mühim olanda o. Bakalım, Haziran seçimlerinde o buz dağının altında olan kısmı görme şansımız olabilir mi ?. Bence biraz zor.  Her türlü güç kendi ellerinde.  Kolay kolay bırakmazlar.

İstanbul belediyesi İmamoğlu’nun eline geçerse, işte o zaman İmamoğlu İstanbullunun hakkını yiyenlerden, mutlaka hukuk önünde hesap soracaktır.

Yıllardır İstanbul belediyesinden avantadan geçinenler, kolay kolay avanta geçinmelerinin önünün kesilmemesi için her türlü oyunu oynayarak, İstanbul belediyesini  ellerinden kaçırmak istemeyeceklerdir. İstanbullu birçok şeye kavuşacaktır.

Allah, Peygamber ve Kuran adı ile halkı aldatıp, halkın dinsel duygularını kendi çıkarlarına kullanarak, yıllarca İstanbul belediyesindeki pasta paylarını paylaşmaya devam etmişler. İstanbullu da kış uykusunda uyuduğundan, nasıl haklarının yendiğini hiçbir zaman görememiş. Yani o zavallı insanların çoğunluğu yoksullaştırılarak bir paket makarna, birkaç çuval kömüre muhtaç olup,onlara tamah ederek nasıl soyulduklarını görememişler.

Şimdi İstanbullunun önünde bir fırsat var. Ya kış uykusundan uyanıp İmamoğlu’nu seçerek, buz dağının görünmeyen kısmını da ortaya çıkartarak, yıllardır haklarını gasp ederek İstanbulluyu enayi görenlerden hukuk önünde hesap sorulmasını  sağlatırlar, yada eski tas eki hamam diyerek, yine bir paket makarnaya, bir paket çaya, birkaç çuval kömüre  haklarını başkalarının yemesine göz yumarak, “bu hayatı yaşamasını biz seviyoruz. Bu bize laik “ diyerek, sefil hayatlarını yaşamaya devam ederler.

Fazla konuşmaya gerek yok, gelin bir kez de buz dağının görünen kısmının bir parçasını hep birlikte görelim. Yıllardır Allah, Peygamber ve Kuran adlarını kullanarak, Cuma namazlarına medya ordusuyla giderek,  İstanbulluyu kandıranların ne denli Müslüman oldukları konusuna ışık tutalım.  Kararı sizler verin.

Belediyenin hazırladığı raporda, İstanbul Belediyesinden yıllardır nemalanan vakıfların yönetimlerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ya akrabalık ya da siyasi ilişkisi olan isimler yer almakta .

TÜGVA: 74,3 milyon lira. Yüksek İstişare Kurulunda Bilal Erdoğan yer alıyor

T3 (Türkiye Teknoloji Takımı): 41,3 milyon lira. Mütevelli heyeti başkanı Erdoğan’ın damadı ve yerli İHA üreticisi Baykar Makina’nın teknik müdürü Selçuk Bayraktar.

TÜRGEV: 41,1 milyon lira. Erdoğan’ın kızı, Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın eşi Esra Albayrak

Ensar Vakfı: 28,7 milyon lira. Karaman’da çocuklara taciz iddiasıyla gündeme gelmişti.

Okçular Vakfı: 16,6 milyon lira. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan vakfın mütevelli heyetinde.

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı: 16,5 milyon lira. Vakfın topladığı bağışları yurt dışındaki off-shore hesaplara aktardığı Panama Belgeleri’nde yer aldı.

■ Önder İmam Hatipliler Derneğine 13,2 milyon■ Türkiye Maarif Vakfına 26,4 milyon■ İlim Yayma Vakfına 9,3 milyon■ 15 Temmuz Derneğine 7,7 milyon■ İnsan Vakfına 4,3 milyon■ Asitane Vakfına 1,7 milyon■ Birlik Vakfına 758 bin■ Yeni Dünya Vakfına 1,4 milyon■ Dar’ül Fünun İlahiyat Vakfına 2,2 milyon■ Enderun Vakfına 726 bin lira

Toplamda 847 milyon 592 bin 858 lira, 27 kuruş. Rakamlar 2018 yılı ve öncesini kapsıyor.

Ve daha birçok gayri kanuni olarak, İstanbullu adına yapılması gereken sosyal harcamaların yerine bu paralar başkalarına ödenmiş ama, hiç İstanbullunun Atatürk’çü evlatları için bir kuruş ödeme yapılmadığı ve evlerine ekmek götürmeleri için bir iş yeri dahi açılmadığını görmekteyiz.

İstanbullu evine ekmek götüremezken, İstanbullunun sırtından trilyonlar kazanarak zevki sefada yaşayanları artık gördük. Kur vakfı, kap aslan paylarını. İstanbulluyu ve kul hakkını neden düşünesin ki.

Bu avantayı bırakmak enayilik olmaz mı ?. Kararı siz verin ve seçimlerde bu avantanın elden kaçmaması için nelerin olabileceklerini de düşünün. Sakına sakın size sürpriz olmasın.

Ey İstanbullu, benden söylemesi.

ARA SIRA BİRAZDA GÜLELİM

Hoca bir gün karısına :

– “Hatun” demiş, “Şu bizim komşu, çarıkçı, Mehmet Ağa’nın adı neydi?”

– “Kendin söyledin ya, efendi” demiş karısı, “Mehmet Ağa.”

– “Canım, dilim sürçtü işte… Ne iş yapar diyecektim.” demiş Hoca.

– “A efendi” demiş karısı, “Kendin çarıkçı demedin mi?”

– “Anlasana işte” demiş Hoca, “nerede oturuyor demek istedim.”

– “Efendi, bugün sana ne oluyor?” demiş karısı “Komşu dedin ya…”

Hoca birden sinirlenmiş.                                                                                                                                        – “Aman be karı… Seninle de bir türlü konuşulmaz ki!”

Rapor Et



Yorumun nedir ?

× Yorum yapabilmek için giriş yapmalısın.

Paylaşımı puanlamak ister misiniz?

Yeni Yogbeci

Paylaşan Yogber : SuleymanGudul

UYF BAŞKANI AKİF MANAF “DERYA BAYKAL’LA GÜLÜMSE” PROGRAMINDA

Zağber 4. Bölüm